Category: Blog

İşletmelerde Finansman Yöntemleri

İşletmenizin faaliyetlerini geliştirmek, yeni proje, yeni ürün, ar-ge ve pazarlama faaliyetleri geliştirmek için işletmenize fon sağlamanız gerekir ve işletme sahibi olarak yapacağınız en önemli finansal işlemlerden biridir. İşletmenize fon sağlama şekliniz, işletmenizin yapısından faaliyetlerine kadar işletmenizi her konuda etkileyecektir. Bu yazımızda en yaygın finansman yöntemlerini paylaşacağız.

Finansman Nedir?

Finansman, girişimciler açısından son derece önemli bir konudur. Çünkü girişimciliğin gelişimi, girişimcilerin finansman kaynaklarına erişimi ile mümkün olmaktadır. Bu anlamda finansmanı, işletmenin amaçlarına ulaşması için ihtiyaç duyulan fonların tedariği olarak tanımlayabiliriz. İşletmeler, ihtiyaç duydukları bu fonları, öz kaynakları veya yabancı kaynakları ile tedarik edebilirler.

Öz Finansman

Öz finansman ya da kendi finansmanını sağlama, işletmenizi desteklemek için kendi finans kaynaklarınızdan yararlanmaktır. Öz finansman; tasarruflar, bir işten gelen paralar kullanılarak gerçekleştirilebilir. Öz finansman ile işletmeniz üzerinde tam kontrol sağlarsınız ancak tüm riski de kendiniz üstlenirsiniz.

Kredi

Birçok finansal kuruluş küçük bir işletme kurmak ve yönetmek için krediler vermektedir. Faiz oranlarını, geri ödeme sürelerini ve potansiyel kredi miktarlarını karşılaştırarak iyice araştırma yaptığınızdan emin olun. Yaygın kredi sağlayıcılar şunlardır:

  • Küçük işletme kredileri konusunda uzmanlaşmış mikro borç verenler
  • Kredi kooperatifleri
  • Geleneksel bankalar
  • Devlet destekli borç verenler

Kredi başvurusunda bulunduğunuzda, çoğu kredi veren iş planınızı ve çeşitli finansal belgelerinizi göstermenizi ister. Bunlar arasında banka hesap özetleri ve son birkaç yılın vergi beyannameleri yer alabilir. Yeni bir işletme kuruyorsanız kendi finansınız ve krediniz borç verenin alacağı kararı önemli ölçüde etkileyebilir. Köklü işletmeler, işletme finansmanlarını ve işletme kredilerini öne sürerek kredi almaya hak kazanabilir. Ancak o zaman bile, sahiplerinin finansmanı ve kredisi bir faktör olarak ele alınabilir.

Ticari Kredi Kartı

Küçük işletmelere özel ticari kredi kartı, hem vergi hem de işletme kredisi açısından ticari ve kişisel harcamaları ayrı tutmak açısından harika olabilir. Ticari kredi kartları, çalışanlara işletmeye ilişkin satın almalar için verebileceğiniz çalışan kartları gibi işletmeye özgü avantajlar da sunar. Bazı kartlar yeni kart sahiplerine harcayabilecekleri puanlar verebilir veya bir promosyon döneminde faiz ödemeden alışveriş yapmanıza izin verebilir.

Kredi kartı almak, kredi almaktan daha kolay olabilir ancak bunun sizin için doğru bir seçenek olup olmadığını belirlemek amacıyla mali şartları (ücretler, yıllık bileşik faiz ve faiz oranı gibi) iyice incelediğinizden emin olun. Hangi küçük işletme tekliflerinin ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğini öğrenmek için internette araştırma yapın veya bölgenizdeki bankaları ziyaret edin.

Yatırımcılar

Yatırımcılar, işletmenizi kurmak veya bir sonraki aşamaya geçmenize yardımcı olmak için size fon sağlayabilir. Bu tür fonlar genellikle risk sermayesi yatırımları veya melek yatırımlar şeklindedir.

Risk sermayedarları genellikle hali hazırda var olan işletmelerde kısmi mülkiyet ve aktif bir rol karşılığında daha büyük krediler verirler. Risk sermayedarları genellikle:

  • Bir veya iki yıl içinde iki katı gibi bir büyüme bekledikleri şirketlere odaklanırlar.
  • Her yıl on veya yüz milyonlarca lira kazanan şirketlere yatırım yaparlar.
  • Kredi vermezler. Bunun yerine, şirketinizin kısmi sahipliğini satın alırlar.
  • Banka kredisi gibi geleneksel finansmandan elde edebileceğinizden daha büyük bir yatırım sunabilirler.

Risk sermayedarları genellikle risk sermayesi fonu aracılığıyla diğer insanların paralarını yatırırlar ve yatırımları karşılığında yönetim kurulunda görev almayı beklerler. Bu nedenle, fon karşılığında şirketinizin hem kontrolünün hem de sahipliğinin bir kısmından vazgeçmeye hazır olun.

Melek yatırımcılar, nispeten küçük yatırımlarla (100.000 TL’den az) işe başlayan işletmelere yardım etmeye odaklanırlar. Arkadaşlarınız ve aileniz melek yatırımcı olarak kabul edilebilir ancak yabancıların işletmelerine yatırım yapan kişiler de mevcuttur. Melek yatırımcılar da şirketinizde sahiplik satın almak isteyebilir ancak fon sağladıkları şirketlerde daha az aktif rol alma eğilimindedirler.

Kitlesel Fonlama

Bazı işletmeler, genellikle online olarak birçok kişiden bağışların veya yatırımların alındığı kitlesel fonlama yoluyla finanse edilmektedir. Üç temel kitlesel fonlama vardır:

  • Bağışlar: Karşılığında hiçbir şey beklemeden işletmenize yapılan yatırımlar
  • Ödüller: Para toplama hedefine ulaşıldığında bağışçıların ücretsiz ürün örneği gibi bir “ödül” alması
  • Öz kaynak: Bağışçıların yeni bir şirket veya girişimde kısmi sahiplik alması

Kitlesel fonlama, farkındalığı ve tanınırlığı artırmanın harika bir yolu olsa da buna ilişkin riskler de mevcuttur. Para toplama hedeflerine ulaşamadığınız takdirde bu, işletmenizin itibarını olumsuz etkileyebilir.

Öz kaynak verilen kitlesel fonlama yoluyla para toplamaya başlamadan önce yerel yasalarınızı gözden geçirin. Öz kaynak satmaya çalışan işletmeler için özel kurallar geçerli olabilir ve işletmenizi kurarken yasaları çiğnemek istemezsiniz.

KOSGEB

KOSGEB tarafından girişimciliğin desteklenmesi, yaygınlaştırılması ve başarılı işletmelerin kurulması amacıyla Girişimcilik Destek Programı oluşturulmuştur. Program kapsamında Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi, Yeni Girişimci Desteği, İş Geliştirme Merkezi (İGEM) Desteği ve İş Planı Ödülü yer almaktadır.

Güncel KOSGEB destekleri hakkında bilgi almak için KOSGEB web sitesini ziyaret edebilirsiniz. KOBİ’lerin rekabet güçlerini geliştirmeye ve girişimcilik kültürünü yaygınlaştırmaya yönelik hizmet ve destekler sunan KOSGEB’in düzenlediği çeşitli destek projelerinden, eğitim programlarından vb. faydalanmak ve bu konularda bilgi almak için anlaşmalı bankaların şubelerine de başvurabilirsiniz.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER YAZILAR: TÜRKİYE’DE ŞİRKET TÜRLERİ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER YAZILAR: 2022 E-FATURA, E-ARŞİV VE E-İRSALİYE GEÇİŞ ZORUNLULUĞU

Business meeting. A man signs a contract. Male hand with pen mak

Ticari Sicil Kaydı

Ticari bir faaliyette bulunmak istiyorsunuz ve bir şirket kurmaya karar verdiniz. Yapacağınız işin ön hazırlıklarını yaptınız ve şirket türünüze kadar karar verdiniz. Şimdi ise ticari sicil kaydınızı yaptırmalısınız. Peki ticari sicil kaydı nedir? Bir şirket için ticari sicil kaydı nasıl yapılır? Bu yazımızda sizin için bu soruları cevapladık.

Ticari Sicil Kaydı Nedir

Ticari bir faaliyette bulunan herkes ‘tacir’ sıfatına sahip olur. Eğer bir şirket kuracaksanız ve ‘tacir’ olacaksanız, diğer tüm şirketler gibi siz de sicil kaydı yaptırmalısınız. Ticari sicil, ticari işletme ve bu işletmenin sahibinin (tacir) tüm bilgilerini ve kayıtlarını tutan resmi bir sicildir. Ticari sicil kaydı oluşturmak, işletme sahibinin hukuki durumunun takibi, üçüncü kişilerin bilgilenmesi ve işletme sahibinin kazandığı hakların korunması gibi işlevler sağlar. Ticari sicil kaydı oluşturmak bu gibi önemli bilgileri kapsadığı için zorunludur.

Ticari Sicil Kaydı Öncesi Yapılması Gerekenler

Ticari sicil kaydı oluşturmaya gelmeden önce şirketinizin şahıs şirketi mi yoksa sermaye şirketi mi olacağına karar vermelisiniz. Eğer bu konuda hala emin değilseniz Türkiye’de Şirket Türleri yazımıza göz atabilirsiniz. Türkiye’de bulunan şirketlerin yaklaşık %95’ini oluşturan Anonim ve Limited şirketler gibi bir sermaye şirketi kurmaya karar verdiyseniz, şirketinizin ana sözleşmesi, unvanı, NACE kodu, faaliyet alanı, sermayesi, adresi ve yönetimi gibi konuları netleştirmelisiniz.

Ticari Sicil Kaydı Nasıl Yapılır

  • Mersis’ten ana sözleşme hazırlanır. (Eğer sözleşme hazırlama konusunda emin değilseniz bunu mali müşavirinize danışabilirsiniz) Şirketinizin ana sözleşmesinde unvan, faaliyet konusu, adres, sermaye, hissedarlar, yönetim şekli, kar dağıtım usulleri vs. belirtilir.
  • Ana sözleşmeyi imzalamak için notere gidilir. Kurucular noterde ana sözleşmeyi imzalar, mali müşavire diğer kuruluş işlemleri için vekalet verir, yöneticiler için imza beyanı hazırlanır (tescil talepnamesi) ve aynı zamanda yöneticilerin noter onaylı kimlik fotokopileri çıkartılır.
  • Ana sözleşme imzalandıktan sonra ortaklar sermayenin yatırılacağı bankadan hesap açar ve sermayenin ¼’ünü yatırır, bankadan “blokaj yazısı” alır (şirket kurulduktan sonra blokaj kalkar).
  • Mali Müşavir, Halk Bankası’na sermayenin %0,04 oranında Rekabet Kurumu fonu öder.
  • Kurucu ortaklar oda kayıt beyannamesine yapıştırılmak üzere birer adet vesikalık fotoğraf verir.
  • Kurucu ve yöneticiler mali müşavirin hazırladığı, dilekçe, kuruluş bildirim formu, oda kayıt beyannamesini imzalar.
  • Mali müşavir, ana sözleşme, tescil talepnamesi, dilekçe, kuruluş bildirim formu, oda kayıt beyannamesi, banka blokaj yazısı ve Rekabet Kurumu ödeme dekontu ile Ticaret Odası’na başvurur.
  • Ticaret Odası evrakları inceler (yeni evrak isteyebilir ya da düzeltilmesini talep edebilir) ve birkaç gün içinde şirketi tescil eder (şirket hukuken kurulmuş olur).
  • Mali müşavir Ticaret Odası’ndan şirketin kurulduğuna ilişkin evrakı (sicil tasdiknamesi) alır.
  • Şirket yöneticileri ile yeniden notere gidilir, kurulan şirketin imza sirküleri çıkarılır, mali müşavirlik vekaleti çıkarılır ve mali müşavir resmi defterleri noterden onaylatır.

View of modern business skyscrapers glass and sky view landscape

Türkiye’de Şirket Türleri

Çok sayıda şirket türü var, peki yapacağınız ticari faaliyete göre en uygun şirket türü hangisi? Bu yazımızda sıklıkla sorulan şirket türleri nelerdir, şirket türlerinin özellikleri ve şirket türlerinin farkları nelerdir gibi soruları cevaplandırdık. Ticaret Bakanlığı ve Türk Ticaret Kanunu’nda yer alan bilgileri derlediğimiz bu yazımızda şirket kurmak isteyen ya da şirket türünü değiştirmek isteyenler için gerekli tüm cevaplar mevcut.

Türkiye’de Şirket Türleri

Türk Ticaret Kanunu’na göre Türkiye’de beş farklı şirket türü bulunmaktadır.

  1. Anonim Şirket
  2. Limited Şirket
  3. Kollektif Şirket
  4. Komandit Şirket
    1. Adi Komandit
    2. Sermayesi Paylara Bölünmüş Komandit
  5. Kooperatif

Bunların haricinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda adi ortaklık yani adi şirket yer alır.

Anonim şirket ve limited şirket Türkiye’de en yaygın görülen şirket türleridir. Yaklaşık olarak tüm şirketlerin %82’sini limited şirket, %13’ünü anonim şirket ve %4’ünü kooperatif oluşturur. Kolektif ve komandit şirketlerin toplamı ise ancak %1 civarındadır.

  • Limited Şirket
  • Anonim Şirket
  • Kooperatif
  • Kolektif ve Komandit

Türk Ticaret Kanunu şirket türlerini sermaye şirketi ve şahıs şirketi olarak ikiye ayırmaktadır. Bu bağlamda biz de şirketleri tanıtırken sermaye ve şahıs şirketlerini ayırarak devam edeceğiz.

1. Sermaye Şirketleri

Sermaye şirketleri, adından da anlaşılacağı gibi ortaya konulan sermayelerin şirkette baskın olduğu şirket türleridir. Şirket ortaklarının sorumlulukları sermaye payları ile orantılıdır.

Türk Ticaret Kanunu’nun sermaye şirketi olarak tanımladığı şirketler; anonim şirket, limited şirket ve paylı komandit şirkettir.

A. Anonim Şirket

  • Asgari sermaye tutarı 50.000 Türk Lirasıdır. Nakdi olarak taahhüt edilen payların itibari değerlerinin en az dörtte birinin tescilden önce ödenmesi zorunludur. Geri kalan miktar şirketin tescilini izleyen 24 ay içerisinde ödenir.
  • Anonim şirket, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından yalnızca malvarlığıyla sorumlu bulunan şirkettir.
  • Pay sahipleri, sadece taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile şirkete karşı sorumludur.
  • Anonim şirketler, kanunen yasaklanmamış her türlü ekonomik amaç ve konular için kurulabilir.
  • Tek pay sahipli anonim şirket kurulabilir. Gerçek ve tüzel kişiler pay sahibi olabilir.
  • Kural olarak, payların devri için genel kurul onayına ihtiyaç yoktur. Pay sahipleri serbestçe ellerindeki payları başkalarına devredebilirler.
  • Anonim şirketler payları halka arz olunabilen ve payları borsada işlem görebilen tek şirket türüdür.
  • Anonim şirketler payları temsil etmek amacıyla nama yazılı ve hamiline yazılı pay senedi çıkarabilirler. Ayrıca tahvil ve benzeri borçlanma araçları da ihraç edebilirler.

Anonim şirketlerin iki organı vardır;

  1. Genel Kurul: Kural olarak tüm pay sahiplerinin temsil edildiği, şirkete dair önemli bazı kararları almaya (örn: esas sözleşmenin değiştirilmesi, yönetim kurulunun seçilmesi, denetçinin seçilmesi, şirketin feshi, vb.) münhasıran yetkili olan organdır
  2. Yönetim Kurulu: Temel olarak şirketin yönetimi ve temsili ile görevli olan organdır. Yönetim kurulunun tek üyeden oluşması mümkündür. Yönetim kurulu üyelerinin Türk vatandaşı olması ve Türkiye’de yerleşik olma şartı bulunmamaktadır.

Anonim şirketlerin dünyada çeşitli benzerleri;

Amerika Birleşik Devletleri, Kanada Corporation (Inc., Corp.)
Avrupa Birliği Societas Europaea (SE)
Almanya, Avusturya, İsviçre (Almanca konuşan kantonlar) Aktiengesellschaft (AG)
Fransa, Belçika, İsviçre (Fransızca konuşan kantonlar) Societé Anonyme (SA)
Birleşik Krallık Public Limited Company (plc)
İtalya Società per Azioni (SpA)
İspanya, Meksika, Arjantin Sociedad Anónima (S.A.)

 

B. Limited Şirket

  • Limited şirket, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan ve borçlarından yalnızca malvarlığıyla sorumlu olan şirkettir.
  • Tek ortaklı limited şirket kurulabilir. Ortakların sayısı elliyi aşamaz. Limited şirket ortakları gerçek kişi veya tüzel kişi olabilir.
  • Ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler. Ortaklar şirketten tahsil edilemeyen kamu borçlarından dolayı sermaye payları oranında sorumludur.
  • Limited şirketin esas sermayesi en az 10.000 Türk Lirasıdır. Nakdi olarak getirilen sermayenin tamamının şirketin tescilinden sonraki 24 ay içinde ödenmesi mümkündür.
  • Limited şirketlerde hamiline yazılı pay ihraç edilemez.
  • Limited şirketler halka arz olunamaz.
  • Limited şirket paylarının devri genel kurul onayına tabidir.

Limited şirketlerin iki organı vardır;

  1. Genel Kurul: Kural olarak tüm pay sahiplerinin temsil edildiği, şirkete dair önemli bazı kararları almaya (örn: şirket sözleşmesinin değiştirilmesi, müdürlerin seçilmesi, denetçinin seçilmesi, şirketin feshi, vb.) münhasıran yetkili olan organdır.
  2. Müdürler Kurulu: Temel olarak şirketin yönetimi ve temsili ile görevli olan organdır. Şirketin tek müdürünün olması mümkündür. Müdürlerden en az birinin şirket ortağı olması zorunludur. Müdürlerin Türk vatandaşı olması ve Türkiye’de yerleşik olma şartı bulunmamaktadır.

Limited şirketin dünyada çeşitli benzerleri;

Amerika Birleşik Devletleri, Kanada Limited Liability Company (LLC)
Avrupa Birliği Societas Privata Europaea (SPE)
Almanya, Avusturya, İsviçre (Almanca konuşan kantonlar) Gesellschaft mit beschränkter Haftung (GmbH)
Fransa, Belçika, İsviçre (Fransızca konuşan kantonlar) Societé à Responsabilité Limiteé (SARL, SàRL)
Birleşik Krallık Private Limited Company (Ltd, Limited)
İtalya Società a Responsabilità Limitata (Srl)
İspanya Sociedad Limitada (S.L.)
Meksika, Arjantin Sociedad de Responsabilidad Limitada (S.R.L., S. de R.L.)

 

C. Paylı Komandit Şirket

  • Komandit şirket, biri komandite (sınırsız sorumlu) ortak, biri komanditer (sınırlı sorumlu) ortak olan en az iki kişi tarafından kurulabilir. Komandite ortaklar yalnızca gerçek kişi olabilir. Komanditer ortaklar gerçek veya tüzel kişi olabilir.
  • Komandite ortağın sorumluluğu kollektif şirket ortağı gibidir. Alacağını şirketin malvarlığından karşılayamayan alacaklılar, komandite ortaklara başvurabilir. Komandite ortaklar şirketi yönetirler.
  • Komanditer ortakların sorumluluğu koyduğu veya taahhüt ettiği sermaye miktarı ile sınırlıdır. Komanditer ortaklar şirketi yönetemez.

2. Şahıs Şirketleri

Şahıs şirketleri, ortakların baskın olarak öne çıktığı şirket türleridir. Şahıs şirketlerinde daha çok ortaklar arasındaki güven ilişkisi şirketin temelini oluşturur. Bu tür şirketlerde genel olarak ortak sayısı sermaye şirketlerine göre daha azdır. Şahıs şirket ortakları gerçek kişilerdir.

Şahıs şirketlerinde ortaklar şirket borçlarından dolayı kişisel olarak ve sınırsız şekilde sorumlu olur. Dolayısıyla tüm ortaklar rekabet yasağına tabidir ve şirketin denetimi konusuna denetim hakkına sahiptir. Şirket pay devri için de diğer ortakların onayı gereklidir.

A. Kolektif Şirket

  • Kolektif şirket en az iki ortakla kurulur.
  • Kolektif şirkete yalnızca gerçek kişiler ortak olabilir
  • Şirketin ortakları, şirket alacaklılarına karşı ikinci dereceden sınırsız sorumludur.
  • Şirket ortaklarından her biri ayrı ayrı şirketi yönetme hakkını ve görevini haizdir. Ancak, şirket sözleşmesiyle veya ortakların çoğunluğunun kararıyla yönetim işleri ortaklardan birine, birkaçına veya tümüne verilebilir.
  • Kolektif şirketlerde sermaye şartı yoktur.

B. Adi Komandit Şirket

  • Komandit şirketler biri sınırsız sorumlu diğer sınırlı sorumlu olmak üzere en az iki ortaktan oluşur.
  • Sınırsız sorumlu ortak komandite ortak iken sınırlı sorumlu ortak komanditer ortaktır. Sınırsız sorumlu olan komandite, yalnızca gerçek kişi olabilir. Komanditer ise gerçek veya tüzel kişi olabilir.
  • Komandit şirket ortaklarının bir kısmı sınırsız sorumlu iken bir kısmı sınırlı sorumludur. Komandite ortağın sorumluluğu kollektif şirketlerde olduğu gibidir.
  • Alacağını şirket malvarlığından karşılayamayan şirket alacaklıları, komandite ortakların sorumluluğuna gidebilirler. Şirketin yönetimi de komandite yani sınırsız sorumlu ortaklardadır.
  • Komanditer ortağın sorumluluğu ise şirkete koyduğu yahut taahhüt ettiği sermaye miktarı ile sınırlı kalır. Komanditer ortakların şirket yönetiminde söz hakkı yoktur.

C. Adi Şirket (Adi Ortaklık)

  • Adi şirket ya da adi ortaklık, iki veya daha fazla kişinin sermayesini ya da emeğini birleştirerek sözleşme ilişkisi içerisinde bir işe girişmesidir. Yani iki kişi ortak bir alım satım işine girse bile bu adi ortaklıktır.
  • Adi ortaklık veya adi şirket sermaye, ortak sayısı, tescil usulü vs. gibi herhangi bir sınırlamaya tabi değildir. Kişilerin bir araya gelerek yaptıkları işlerde onlar farkında olmadan bile bir adi ortaklık kurulmuş olabilir.
  • Adi şirkete ilişkin hükümler Türk Borçlar Kanunu düzenlemeleri içerisinde yer alır. Adi şirkette ortaklar yine ortaklık borçlarından ötürü sınırsız sorumludur. Ortaklar gerçek veya tüzel kişi olabilir.
  • Adi şirketin kurulması herhangi bir yazılı sözleşmeye tabi değildir. Yani yazılı veya sözlü bir anlaşma ile adi ortaklık kurulabilir.
  • Sermaye bakımından asgari veya azami bir sınır bulunmaz. Mal veya emeğin sermaye olarak getirilmesi mümkündür.

D. Kooperatif

  • Kooperatif şirket, şahıs şirketi veya sermaye şirketi olmamakla beraber sayılan diğer şirketler gibi bir ticaret şirketidir.
  • Kooperatifler, ortakların belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli ortaklıklardır.
  • Kooperatif, özel türler saklı kalmak kaydıyla en az yedi ortakla kurulur.
  • Yönetim kurulu Türk vatandaşı olan ve Kanunda aranan diğer şartları taşıyan gerçek veya tüzel en az üç kişiden oluşur. Yönetim kurulu üyeleri en çok dört yıl için seçilebilirler. Ana sözleşmede aksine hüküm yoksa tekrar seçilebilirler
  • Her ortak en az bir, en fazla beş bin pay taahhüt eder. Bir ortaklık payının değeri 100 Türk Lirası’dır.
  • Ana sözleşmede hüküm bulunması kaydıyla, kooperatif alacaklılarına karşı ortakların ikinci dereceden sınırsız sorumlu olacağı ya da taahhüt ettikleri sermaye payından fazla belirli bir miktara kadar sınırlı sorumlu olacağı kararlaştırılabilir.
  • Genel kurul tarafından en az bir yıl için, kooperatifin denetleme organı olarak bir ya da daha fazla denetçi seçilir. Denetçilerin yönetim kurulu üyesi olma şartlarını taşıması gerekir.

Closeup of Accountant Hands Counting on Calculator

E-Fatura ve E-Arşiv Sık Sorulan Sorular

E-fatura ve e-arşiv, en basit tanımıyla dijital faturalardır ve basılı faturalarda olması gereken bilgilerin tamamı e-fatura ve e-arşiv faturada yer alır. Yani dijital ortamda basılmalarının dışında hiçbir fark yoktur. E-fatura ve e-arşiv ile ilgili kısa bir tanım yaptıktan sonra bu yazımızda, sıkça karşılaştığımız soruları derleyip hepsine cevap vereceğiz. Umarız herkes için bilgilendirici ve akıllardaki soruları gideren bir yazı olur.

E-fatura ve E-arşiv Farkı Nedir?
  • E-fatura, her iki tarafın da e-fatura mükellefi olduğu durumlarda kesilen fatura çeşididir. E-arşiv ise nihai müşteriler için ya da e-fatura mükellefi olmayanlar için kesilen fatura çeşididir.
  • E-faturaya isteyen her kuruluş kayıt olabilirken e-arşiv için öncelikle e-faturaya kayıtlı olma şartı vardır.
  • E-fatura ile kesilen fatura, Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) sistemi üzerinden alıcının e-fatura sistemine iletilir. E-arşiv ile kesilen faturalar hem mail yoluyla hem de kağıt çıktı olarak alıcısına iletilir. GİB’e, takip eden ayın 15’ine kadar hazırlanacak bir rapor ile bilgi verilir.
E-fatura ve E-arşiv Kullanmanın Avantajları
  • Maliyeden onaylı fatura bastırmanıza gerek kalmaz.
  • Her seferinde fatura yazdırma, imzalama, kaşeleme, kargolama, arşivleme gibi işlemlerin hem masraflarından hem de operasyonel yükünden kurtulmuş olursunuz.
  • Faturalama maliyetiniz düşer.
  • Fatura kesildiği an müşteriye ulaşır. E-fatura direkt müşterinin kullandığı e-fatura entegratörü sistemine düşer. E-arşiv ise e-mail ile ulaşır.
  • Daha iyi bir kurumsal kimlik kazandırır. Müşterilerin bakış açılarını olumlu yönde etkiler.
  • Faturalarınız dijital ortamda arşivlenir ve istediğiniz zaman ulaşabilirsiniz. Faturaların 10 yıl arşivleme süresi vardır. Hem yer açısından hem de faturaları koruma açısından daha avantajlıdır. Faturanızı mali müşavirinize de bu sayede kolaylıkla ulaştırabilirsiniz.
E-fatura ve E-arşiv Kullanmanın Dezavantajları
  • E-fatura ve E-arşiv uygulamasına geçiş yapıldığında geriye dönüşü yoktur. Çünkü zorunluluk kapsamında Gelir İdaresi Başkanlığı tüm Türkiye’deki işletmeleri e-faturaya kademeli olarak geçişi olacaktır.
  • Kağıt fatura kesimi yapamazsınız.
  • Elinizde çok fazla kağıt fatura varsa onları geçersiz saydırmanız gerekebilir.

Ayrıca, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın yayınladığı daha detaylı Sık Sorulan Sorular tablosuna ulaşmak için tıklayınız.

ANAHTAR TESLİM E-FATURA ile e-faturaya geçme kararı aldığınız andan itibaren yapılması gereken tüm işlemleri, işletmeniz için biz sizin adınıza gerçekleştirip GİB başvurunuzu tamamlarız.

Mikro Yazılım ANAHTAR TESLİM E-FATURA hizmetini alın, e-Dönüşümünüzü bugün başlatın! 

E-fatura ve E-arşiv’e Geçiş Zorunlu Mu?

509 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Tebliği’nde değişiklik yapılmasına dair tebliğ kapsamında 22 Ocak 2022 tarihinde 31727 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan belgeye göre e-fatura’ya ve e-arşiv’e zorunlu geçiş brüt satış hasılatı limitleri aşağı çekilirken, sisteme geçmesi gereken sektörlere de yenileri eklendi.

KİTLE
TEBLİĞ

TÜM MÜKELLEFLER

Ciro Limiti 2021: 4 Milyon TL 2022 3 Milyon TL

E-fatura ve E-arşiv Zorunluluğu: 01.07.2022

E-defter Zorunluluğu: 01.01.2023

TÜM MÜKELLEFLER

Ciro Limiti 2021: 10 Milyon TL

E-irsaliye Zorunluluğu: 01.07.2022

E-TİCARET FAALİYETİNDE BULUNANLAR, GAYRİMENKUL, MOTORLU TAŞIT ALIM SATIM, KİRALAMA, İNŞA, İMAL FAALİYETİNDE BULUNANLAR

2020-2021 1 Milyon TL Ciroyu Aşanlar veya 2022 500 Bin TL Ciroyu Aşanlar

E-fatura ve E-arşiv Zorunluluğu: 01.07.2022

E-defter Zorunluluğu: 01.01.2023

KÜLTÜR TURİZM BAKANLIĞI DÜZENLEME ZORUNLULUĞU ALT SINIRI

Ciro Limiti Yok

E-fatura ve E-arşiv Zorunluluğu: 01.07.2022

E-defter Zorunluluğu: 01.01.2023

İNTERAKTİF ARŞİV FATURA DÜZENLEME ZORUNLULUĞU ALT SINIRI

Vergi Mükelleflerine 2 Bin TL ve Üzeri

Diğerlerine 5 Bin TL ve Üzeri

Zorunluluk Tarihi: 01.03.2022

DEMİR ÇELİK

Ciro Limiti 2021: 10 Milyon TL

E-irsaliye Zorunluluğu: 01.07.2022

Yayımlanan tebliğe ve tüm detaylarına ulaşmak için tıklayınız.

E-fatura’da Hangi Bilgilerin Bulunması Gerekir?
  • E-fatura’nın oluşturulduğu tarih
  • Satıcı ve alıcının adı ve soyadı, iletişim bilgileri
  • Satın alınan mal ya da hizmetin niteliği ve toplam tutarı, varsa vergi miktarı
  • E-faturanın kontrol edilebilmesi için barkod ya da karekod
  • Kaşe ya da imza
Temel ve Ticari Fatura Arasındaki Fark Nedir?

Temel fatura ile Ticari fatura arasında sadece faturaya sistem üzerinden itiraz imkânı açısından farklılık bulunmaktadır. Alınan ticari faturaya e-Fatura uygulaması üzerinden 7 gün içerisinde Ret veya Kabul yanıtı gönderilmesi imkânı vardır. Temel faturaya itiraz ise e-Fatura uygulaması üzerinden değil harici yollarla yapılabilir.

E-fatura İptal Edilebilir Mi?

E-faturalar, yanlış düzenlendiğinde ya da yanlış kişiye gönderildiğinde iptal edilebilir. İptal etme süreci e-faturanın çeşidine göre değişiklik gösterir. Eğer fatura temel e-faturaysa, alıcı faturayı iptal etme hakkına sahip değildir. Eğer fatura ticari e-fatura ise alıcı taraf faturayı 7 gün içinde iptal ya da ret edebilir.

E-Faturalar Nasıl Sorgulanır?

E-faturaların sorgulanması için alıcı ya da satıcı tarafın bir işlem yapmasına gerek yoktur. Faturayı oluşturan ve gönderen tarafın kullandığı entegre sistem, e-fatura sorgulamasını otomatik olarak yapar. Elektronik faturaların sorgulamasını yapmak, kağıt faturalara nazaran çok daha kolay ve hızlı yapılabilir.

E-Faturalar Nasıl Saklanır?

Elektronik faturaların saklanması için kağıt faturalarda olduğu gibi fiziki arşivler gerekmez. Elektronik faturalar, kişinin kullandığı muhasebe programı ya da bütünleşmiş şirketinin altyapısında dijital bir şekilde depolanır. Bu sayede herhangi bir hasar almadan uzun süreler boyunca saklanabilirler. Ayrıca bu sistemler sayesinde istenildiğinde kolaylıkla bulunabilirler.

E-Fatura Sistemlerinde Yaşanan Sorunlarda Ne Olur? Kağıt Fatura Kesilebilir Mi?

Eğer sistemler e-fatura gönderimine elverişsiz bir durumda ise kağıt fatura kesilebilir. Taraflar arıza durumunda faturaları kağıda basıp karşı tarafa iletebilir. Arızanın her türlü detayı Gelir İdaresi Başkanlığı’na bildirilmelidir.

Hizmet İhracatı Faturaları E-fatura mı, E-arşiv mi olmalıdır?

E-fatura kayıtlı kullanıcısı olunması halinde bu tarihten sonra yurt dışına gönderilecek hizmet ihracı faturaları e-arşiv fatura olarak düzenlenmelidir. Ancak alıcı serbest bölgede bir e-fatura kullanıcısı ise düzenlenecek fatura e-arşiv olamayacağından bu alıcıya e-fatura düzenlenmesi ancak ihracat e-fatura olarak değil, temel/ticari fatura olarak seçilmesi, fatura tipinin ise “istisna” olması gerekmektedir.

ANAHTAR TESLİM E-FATURA ile e-faturaya geçme kararı aldığınız andan itibaren yapılması gereken tüm işlemleri, işletmeniz için biz sizin adınıza gerçekleştirip GİB başvurunuzu tamamlarız.

Mikro Yazılım ANAHTAR TESLİM E-FATURA hizmetini alın, e-Dönüşümünüzü bugün başlatın! 

Financial Technology Isometric Flowchart

Blockchain Uygulama Alanları

Bitcoin’in hayatımıza girmesiyle ortaya çıkan Blockchain teknolojisini genellikle finansal çözümlerle birlikte düşünüyoruz. Ancak artık biliyoruz ki Blockchain ağırlıklı olarak finans alanında kullanılsa da bunun çok daha ötesinde pek çok kullanım alanı mevcut. Blockchain temelde işlem kayıtlarının şeffaflığı ve ulaşılabilirliği, ticari işlemlerde güven sağlaması, verileri koruyan yapısı, maliyetlerde tasarruf ve işlemlerde hızlılık gibi özellikleri sayesinde pek çok alanda üzerinde araştırma ve geliştirme yapılmaktadır.

Bu yazımızda, Blockchain teknolojisinin kullanılabileceği uygulama alanlarından bazılarına ve tedarik zincirindeki sorunlara getirebileceği çözümlere bakacağız.

Kripto Para ve Token Çözümleri

Bitcoin ile başlayan ve ardından binlerce farklı kripto para ve Token uygulaması ile popüler hale gelen Blockchain teknolojisi içinde hala en çok konuşulan ve üzerinde çalışılan alan dijital paralardır. Temelde aracı kurumların ortadan kaldırılması ve merkezi olmayan sistemler ile bağımsız bir değer üretmek hedeflense de Blockchain teknolojisi devletlerin merkez bankaları üzerinden basımını gerçekleştirdiği resmi paraların dijitalleştirilmesine imkan verecektir. Paranın dijitalleşmesi sürecini hızlandırma kapasitesi ve finansal hizmetleri herkesin erişimine ulaştırma kapasitesi ile Blockchain, nakitsiz bir hayata geçişte önemli bir rol alacaktır.

Farklı Token çözümleri ise yenilikçi finansal servislerin hayatımıza girmesine olanak sağlamaktadır. Yeni bir sermaye aracı olarak ICO (yeni bir uygulama/hizmet oluşturmak için sermaye arayan bir şirketin başlattığı para toplama yöntemi) gibi kavramlar şimdiden hayatımıza girmiştir. İçlerinde Türkiye’nin de bulunduğu pek çok devletin merkez bankaları, özel bankaları ve ilgili kurumları, kripto paralar (cryptocurrency) üzerinde çalışmalar yapmakta ve ICO gibi yenilikçi kavramların güvenli şekilde sunulması için yasal çalışmalar yürütmektedir.

Dijital Kimlik

Veri güvenliğini ve verilerimizin mülkiyetini konuştuğumuz son zamanlarda, fiziksel dünyadaki kimlik kavramının bir dijital kopyasına ihtiyaç duyulmaya başlandı. Bu konuyu bir örnek ile anlatmak gerekirse bazı eğlence merkezlerine girmek için kimlik belgemizi gösteriyoruz, bu süreçte tüm kimlik bilgimizi eğlence merkezi ile paylaşmış oluyoruz. Oysa kontrol edilmesi gereken tek şey bizim 18 yaşından büyük olup olmadığımız. Blockchain teknolojisini ve akıllı sözleşmeleri kullanan, merkezi olmayan bir kimlik kayıt ve doğrulama sistemi kurularak, kimlik sahibinin onayına bağlı olarak kimlik bilgilerinin tamamı veya sadece belirli bir kısmı paylaşılabilir. Başka bir deyişle eğlence merkezine, güvenli ve doğrulanmış olarak, sadece yaş bilgimizi sunabiliriz.

Vergi Toplama ve Yönetim

Nakit kullanımını hala çok yüksek bir seviyede olması sebebiyle ticari ve kişisel faaliyetlere bağlı vergi beyanı ve ödemeleri ciddi boyutlarda bir süreç gerektirmekte, işletmeler bu süreçler için mali müşavirlerin denetiminde hareket etmek durumunda kalmaktadır. Fiziksel paralardan dijital paralara tamamen geçtiğimiz bir senaryoda, Blockchain sistemleri üzerinde sunulan akıllı sözleşmeler (smart contract) sayesinde gerçek zamanlı olarak vergi hesaplamaları yapılabilir hatta vergi tahsilatı da aynı şekilde gerçekleştirilebilir. Bu tarz çözümler devletlerin hem kayıt dışı ekonomiyi ortadan kaldırmasını sağlarken hem de vergi toplama süreçlerini daha az zahmetli hale getirebilir. Ayrıca bu tarz bir çözüm, vergi dağılımında çok daha eşitlikçi ve adil bir yapı oluşturacaktır. Böylesine ideal bir yapıda toplum içinde gelir ve hizmet dağılımı da mükemmel hale geleceği için toplumdaki huzur ve güven katsayısı da yükselecektir.

Oy Kullanma

Blockchain teknolojisinin çözüm sağladığı alanlardan birisi de oylama. Blockchain teknolojisi ile geliştirilen oylamaya yönelik uygulamalar; oyların toplanması, kimlik doğrulama ve kayıtların tutulması gibi gereksinimlere tam olarak cevap veriyor. Genel halk oylamasının yanı sıra şirket yönetiminde de kullanılabilecek olan bu uygulama, uzaktaki yatırımcıların yönetim kurul toplantılarında tartışılan konular hakkında oy kullanabilmesine imkan tanıyor. Bu süreçte, yatırımcıların bilinçli karar vermelerini sağlamak için gerekli bilgilerin iletilmesi tabi ki ilgili firmanın sorumluluğunda.

Tüm oylama süreçlerinde Blockchain ve akıllı sözleşme çözümleri kullanılabilir. İlgili firmanın hisse yapısını ya da halk oylamasının koşullarını kayıt altında tutan bir platform ve bu yapı üzerinde çalışan akıllı sözleşmeler, tüm katılımcılara gerekli bilgilerin dağıtılmasını sağlar. Oylama farklı kanallarda gerçekleşse de sonuçlar tek bir platformda Blockchain uygulamaları üzerinde tutularak sonuçlar gerçek zamanlı olarak paylaşılabilir ve güvensizlik sorunu ortadan kaldırılabilir.

Tedarik Zinciri Yönetimi

Küreselleşme ile birlikte tedarik ve lojistik operasyonları çok karmaşık bir hal almıştır. Tedarik zincirinde süreçlere pek çok kişi, şirket, kurum taraftır. İşlemlerdeki belgeler sayıca fazla ve tür olarak çeşitlidir. Bazen birden fazla devlet sınırı, farklı gümrükler ve bunların her birinin tabi olduğu farklı hukuksal yapıların hepsi günümüz tedarik zincirini çok boyutlu, çok taraflı, çok kurumlu ve çok belgeli bir hale getirmektedir. Her işlem ve belgenin izini sürmek neredeyse imkansız bir iştir. Önemli belgelerin kaybolma veya sahte belge oluşturulma riski her zaman mevcuttur. Tüm bu olasılıklar sistemde karmaşa yaratır ve büyük maliyetlere ve zaman kayıplarına neden olur.

Şu anda, müşterilerin/alıcıların ürünlerin değerini ve kökenini tam olarak bilmeleri çok zor çünkü mevcut tedarik zinciri sisteminde şeffaflık eksikliği vardır. Ayrıca, sistemde herhangi bir yasadışı veya etik dışı uygulama olup olmadığını araştırmak son derece zordur.

Blockchain teknolojisinin şeffaf, güvenli, hızlı işlem imkanı sunan ve ulaşılabilir yapısı tedarik zincirindeki bir çok temel soruna çözüm sunuyor. Bu çözümleri sıralayacak olursak:

  1. İzlenilebilirlik ve Şeffaflık: Bir Blockchain sistemindeki tüm verilerin herkes tarafından görülebilir olması, tedarik zincirindeki şeffaflık eksikliğinin çözümü olabilir. Tedarik zincirindeki alıcılar, kendilerinden önceki tüm süreci öğrenebilirler.
  2. Otomasyon: Smart Contract yani akıllı sözleşmelerin kullanılması, tedarik zincirindeki işlemlerin otomasyonunu sağlayarak maliyetlerin düşürülmesine ve zaman kazanılmasına sebep olur. Akıllı sözleşmeler, tedarik zincirindeki işlem akışını ve güvenliğini de artırma potansiyeline sahiptir.
  3. Erişim/Ulaşılabilirlik: Tedarik zinciri paydaşları Blockchain teknolojisi ile ürün çıkış noktasını, depolama yerlerini, güvenirliğini, ürün sertifikaları ve kayıtları gibi önemli bilgileri tek bir veri tabanında muhafaza edebilirler.
  4. Güvenlik: Blockchain veri tabanı değişmez dağıtık bir veri tabanı olduğu için bir mal, hizmet veya başka türden bir değerin mülkiyet transferi veri tabanına anında ve kalıcı olmak üzere kayıt edilebilir. Blockchain teknolojisi kriptografik olarak korunduğundan ve merkezi değil, dağıtık olduğundan veri mülkiyet kayıt ve transferi siber saldırılara ve sahtecilik girişimlerine karşı daha iyi korunabilir.
  5. Hızlı Ödeme: Blockchain teknolojisinin ödeme sistemine uygulanması, ticaretin finansmandaki anlaşmazlıkların azalmasına yardımcı olabilir ve böylece ticari davaları azaltır ve ticarette verimliliği arttırır.
  6. Maliyet ve Zaman Tasarrufu: Lojistik firmaları depolama kapasiteleri ve nakliye güzergahları konusunda bilgi paylaşabilir ve yük naklinde maliyet ve zaman tasarruf sağlayabilir. Tüketiciler, bir ürünün çıkış noktasını, üreticisinin kim olduğunu, üretim tarihi ve benzeri bilgileri anında öğrenir ve tüketici güveni artar.

Blockchain henüz yeni sayılabilecek bir teknoloji olmasına rağmen uygulama örnekleri gün geçtikçe artmaktadır. Örneğin, gemi ile yük taşıma ve gümrük işleri gibi çok taraflı ve bol evrak gerektiren işlemlerin korunaklı kayıtlarını Blockchain veri tabanlarında dijital olarak kayıt edip paylaşan ya da gıda sektöründe ürünlerin güvenli takibini sağlayan uygulamalar mevcuttur.

Bahsettiğimiz tüm potansiyel faydalara rağmen Blockchain teknolojisi henüz gelişiminin çok başlarındadır. Hızla gelişen bu teknolojiyi erken dönemde öğrenmeli ve katma değer yaratan çıktılara dönüştürerek çağın gereksinimlerine ayak uydurmalıyız.

Kripto Paralar

Kripto para birimlerinin ve blockchain tabanlı sistemlerin, mevcut finansal sistemden kaynaklı birçok sorunu ortadan kaldırma potansiyeli var mıdır? Kripto para birimleri, merkezi olmayan yapıları sayesinde küresel rezerv para birimi olabilirler mi? Bu sorulara kesin olarak cevap verilemeyecek olsa da, blockchain sistemleri ve kripto paraların hayatımızdaki yeri giderek artıyor. Blockchain sistemlerine giriş yaptığımız bir önceki yazının devamı olan bu yazımızda kripto paraların genel çalışma mantığını ve en büyük market dominanslarına sahip olan Bitcoin ve Ethereum’u anlatacağız.

Dijital Paraların Doğuşu

1998 yılında Wei Dei isimli bir bilgisayar mühendisi herhangi bir merkezi otoriteye ihtiyaç duymayan ‘’B-Money’’ fikrini ortaya atmıştı. Ardından Nick Szabo adında bir bilgisayar programcısı dijital para birimlerinin oluşturulmasını kolaylaştırmak için kriptografik teknikleri kullanarak ortaya atılan bu fikri daha da geliştirdi. İşin ispatı “proof of work” olarak adlandırılan bu kavram sistem tarafından atanan kriptografik denklemleri çözmek için katılımcıların bilgisayar gücünü kullanacak şekilde tasarlandı. Çözülen denklemler daha sonra işlemi doğrulamak için kullanılır ve problemi çözen kullanıcı yaptığı işlem karşılığında sanal parayla ödüllendirilir.

Bu gelişmelerin ardından 2008 yılında blockchain tabanlı Bitcoin’i yaratan makalenin yayınlanması dijital para birimlerinin kaderini tümüyle değiştirdi. Esasında blockchain teknolojisi, Dei’nin ‘’B-Money’’ ve Szalo’nun ‘’Proof of Work’’ fikirlerini dağıtılmış defter teknolojisiyle birleştirmiş ve dijital para birimlerinin bir kullanıcıdan diğerine aktarılmasını kolaylaştırmıştı.

Blockchain teknolojisi ilk olarak Bitcoin’de kullanıldı. Bitcoin, blockchain’in genel/izinsiz (bir önceki yazımızda bahsetmiştik) kullanım tipinin ilk örneğidir. Bu kullanım tipinde ağ, işlem yapmak isteyen her kullanıcıya açıktır ve ağa dâhil olan katılımcılar block zincirindeki tüm işlemleri görebilme yetkisine sahiptir. Kullanıcılar tarafından gerçekleştirilen işlemler kriptografi aracılığıyla blok zincirine eklenir. Katılımcılar yaptıkları veya yapacakları işlemlerin doğruluğunu sistemin mutabakat mekanizmasına güvenerek gerçekleştirirler.

Dijital Paraların Mantığı

Genel/izinsiz ağın en önemli özelliği hem işlemlerin onay veya reddinde hem de paranın yaratılmasında merkezi bir otoritenin bulunmayışıdır. Blockchain ağında bu iki temel fonksiyon madenciler (miner) tarafından yürütülecek şekilde tasarlanmıştır. İlk fonksiyon kullanıcılar arasındaki işlemleri onaylayıp kayıtlarını tutmalarıdır. Bu fonksiyon; blockchain ağında bulunan iki kullanıcı arasında “peer to peer” para transferi gerçekleştiğinde yeni bloklar oluşacaktır. Oluşan bu bloklar sisteme kayıtlı diğer madenciler tarafından da oluşturulur ve para transferi verisi sistemdeki kişilerin çoğunluğu tarafından onaylanmış olur (consensus mechanism). Bu sayede yeni oluşturulan blok zinciri doğrulanır (proof of work) ve işlem sonunda madenciler sistem tarafından oluşturulan blok zincirine ait para birimiyle ödüllendirilirler. Bir diğer fonksiyon ise işlem gücü üreten bilgisayar ve özel yazılımlarla ağda blok oluşturulmasıdır. Madencilere ait bilgisayarın işlem gücü, hesaplama yapmak ve blok oluşturmak için kullanılmaktadır. İlk olarak madenciler hesaplamaya değer blok ararlar ve bulduklarında işlem başlar. Hesaplama sonunda oluşturulan blok, ağ tarafından kabul edilip zincire eklenirse dijital para yaratılmış olur. Ancak bu üretim sınırsız değildir. Bunun sebebi ağda bulunan dijital paraların sayısı arttıkça yeni para yaratma işlemi için yapılması gereken hesaplamaları zorlaştırmasından kaynaklanmaktadır. Bu durum sistemin bir açığı olmayıp, tasarımcı tarafından oluşturulmuş bir güvenlik önlemidir.

Blockchain ağı kullanılarak dijital para transferi yapmak isteyen kullanıcı aşağıda belirtilen aşamalardan geçerek işlemini tamamlayacaktır;

  1. Bir kullanıcı dijital para işlemi yapabilmesi için ilk olarak dijital cüzdan uygulaması yüklemeli ve blockchain ağında işlem yapabilmek için bir hesap ve adres oluşturmalıdır.
  2. Gerçekleştirilmek istenen işlem eşler arası ağda yayınlanır.
  3. Blockchain ağı işlemin geçerliliğini algoritmalar aracılığıyla kontrol eder ve ardından doğrular.
  4. İşlem doğrulandığında işlemle ilgili her türlü bilgiyi içeren yeni bir blok oluşturulur.
  5. Oluşturulan blok blok zincirine eklenerek ağda bulunan kullanıcıların dijital hesap defterlerine kaydedilir.
  6. İşlem tamamlanır ve işlemin tamamı kabul edilir.

Blockchain teknolojisinin ortaya çıkması pek çok dijital paranın önünü açtı. Bitcoin ile başlayan dijital paraların sayısı ve piyasa değerleri geçtiğimiz birkaç yılda katlanarak önemli büyüklüklere ulaştı. 2013 yılında Bitcoin’in piyasalara girmesiyle başlayan süreç pek çok dijital paranın da piyasalara dâhil olmasıyla devam etti. 2022 yılı itibari ile bu ekosistem 16.000 kripto para birimine ve toplamda $2 Trilyon Dolar’a ulaştı.

Bitcoin

Bitcoin açık kaynak kodlu, eşler arası ağ tabanlı dijital para birimidir. 2009 yılında standart bilgisayarların işlemci gücü (CPU) kullanılarak üretilmiştir. Bitcoin’in temel özellikleri aşağıdaki gibi sıralanabilir:

  • Bitcoin’i benzersiz ve popüler kılan en önemli özelliği merkezi otoriteye ihtiyaç duymayan ilk dijital para birimi olmasıdır.
  • Bitcoin’in açık kaynak kodlu ve tamamen eşler arası ağ tabanlı olması nedeniyle tüm kullanıcılara açık, şeffaf ve güvenlidir.
  • Ağda geriye dönük işlem yapılamamaktadır.
  • Günümüz para transferi işlemlerindeki zaman ve mekân kısıtlamalarının aksine Bitcoin’in ağ yapısı kullanıcıların işlemlerine sürekli açıktır. Para transferi gerçekleştirmek isteyen kullanıcı kendi dijital cüzdanını kullanarak istediği miktarlarda, zaman ve mekân gözetmeksizin işlemini gerçekleştirebilir.
  • Bitcoin işlemlerinde aracı kurumlara ihtiyaç duyulmadığından aracılık komisyonu yoktur ve işlemler hızlıdır. Bitcoin’in blok zincir yapısı gereği kullanıcılar tarafından doğrulanan işlemler her 10 dakikada bir blok haline getirilip zincire eklendiğinden transfer işleminin tamamlanması 10 dakika sürmektedir.
  • Günümüz finansal sistemde dolaşımdaki paranın arzı arttığında enflasyon riski ortaya çıkar ve paranın değeri düşer. Ancak bu durum Bitcoin ağında tasarımcı tarafından engellenmiştir. Dolaşımdaki Bitcoin sayısının artmasıyla birlikte yeni üretilecek Bitcoin’ler için gerekli hesaplama ve işlem gücü gereksinimi arttırılarak üretim zorlaştırılmıştır. Ayrıca dolaşıma girecek Bitcoin miktarı tasarımcı tarafından 21 milyon adetle sınırlandırılmıştır ve günümüzde yaklaşık 19 milyon adet Bitcoin üretilmiştir.
Ethereum

Bitcoin dışındaki tüm dijital paralar altcoin olarak adlandırılsa da Ethereum pek çok özelliğiyle bu kavramın dışına çıkabilecek niteliktedir. İlk kez 2015 yılında Kuzey Amerika’da gerçekleşen Bitcoin Konferansında Vitalik Buterin tarafından duyurulmuş ve büyük ilgi görmüştür. Hali hazırda Ethereum dijital para piyasalarında Bitcoin’in ardından ikinci büyük piyasa değerine sahip dijital paradır. Ethereum’da tıpkı Bitcoin’de olduğu gibi blockchain tabanlı ve merkezi otoriteye ihtiyaç duymayan yapıdadır. Ancak Bitcoin’e kıyasla önemli farklılıkları bulunmaktadır. Bu farklılıklar aşağıdaki gibi sıralanabilir:

  • Bitcoin’de her bir bloğun oluşturulma süresi 10 dakika iken Ethereum’da bu süre 15 saniyedir.
  • Ethereum Bitcoin’den farklı bir doğrulama algoritması (Ethash) kullanmaktadır.
  • Ethereum madenciliğinde Bitcoin’den farklı olarak ekran kartlarının işlem gücü (GPU) kullanılmaktadır.
  • Madencilik faaliyetleri Bitcoin’de her dört yılda bir kesintiye uğratılır ve üretilebilecek maksimum sınır belirlenmiştir. Ethereum’da ise yıllık üretim 18 milyon adetle sınırlandırılmış olup toplam sayı için üst limit yoktur.
  • Ethereum’u Bitcoin’den ayıran en önemli özelliği akıllı sözleşmeler (smart contracts) protokolünü kullanmasıdır. Akıllı sözleşmeler herhangi bir aracı bulunmaksızın para, gayrimenkul ya da alım satıma konu olabilecek her türlü varlığın değişimini sağlayan bilgisayar protokolüdür. Bu sözleşmelerde gerçekleştirilen her türlü işlem bilgisayar koduna dönüştürülüp, saklanır ve blockchain ağında bulunan kullanıcılar tarafından denetlenir. Ayrıca akıllı sözleşmeler para transferi, ürün veya hizmet alım satımları gibi işlemlerin muhasebel geribildirimlerini de sağlar. Örneğin; konut satın almak isteyen bir birey bu işleminde akıllı sözleşme protokolünü kullanırsa, ilk yapması gereken blockchain ağında satıcıyla alım satım şartlarının bulunduğu dijital sözleşmeyi oluşturmak olacaktır. Sözleşmeye kodlanmış tetikleyici bir işlem (ödeme, sona erdirme vb.) başlatıldığında sözleşme kendisini çalıştırır ve işlem ağa kaydedilir. İşlem sonunda tarafların sözleşmelerinde tutulmak üzere dijital makbuzlar eklenir ve alışveriş tamamlanır.

Blockchain isometric linear illustration

Blockchain

“Blockchain, herhangi bir kişinin program yükleyebileceği, bu programların kendi kendine çalışmak üzere bırakılabileceği ve yüklenen programların anlık ve geçmiş tüm durumlarını herkesin görebileceği bir şekilde çalıştığı sihirli bir bilgisayardır. Bu bilgisayar, programların protokole uygun bir şekilde çalışmasını çok güçlü krpitografik yöntemlerle koruyarak garanti altına almıştır.” Yapılan çoğu Blockchain tanımının aksine içerisinde Bitcoin barındırmayan ve Blockchain teknolojisini genel hatlarıyla güzel bir biçimde açıklayan bu tanım Ethereum kurucusu Vitalik Buterin’e ait.

Buterin’in yaptığı teknik tanımın aksine, bu yazımızda blockchain teknolojisini herkesin anlayabilmesi için detaylı ve basit bir dille açıklamaya çalışacağız. Keyifli okumalar…

Finansal Sistem ve Blockchain’in Doğuşu

Ekonomi, tamamen güven üzerine kurulmuş bir sistemdir. Bu güven ilişkisi, paranın icadından da önceye, takas usulüne kadar dayanır. Neredeyse son bir asırdır ticari faaliyetlerin yürütülebilmesi için alıcı ve satıcının yanı sıra bu iki taraf arasında güveni sağlayacak üçüncü bir tarafa ihtiyaç duyulmuştur. Günümüzde hemen hemen her ekonomik faaliyette üçüncü bir taraf bulunmaktadır. Bu üçüncü taraf, online alışverişte kredi kartını kullandığımız bir banka, borsada işlem yapmamızı sağlayan bir aracı kurum veya bir mülkün alım ya da satımını sağlayan ve mülk hakkımızı koruyan devlet olabilir. Bu üçüncü taraflar, işlemleri kayıt altına alarak belirsizliği azaltır ve işlemleri denetleyerek taraflar arasında güven oluştururlar.

Buraya kadar baktığımızda tüm finansal sistem sürekli denetlenerek kontrol edilmesi gereken, güven üzerine kurulmuş bir modeldir. Piyasalardaki denetim mekanizmaları ne kadar etkin ise piyasalar da o kadar etkin işler.

Son yıllarda, bilgi teknolojilerindeki gelişmeler, networking, veri depolama ve bilgi işlem gücünü artıran yenilikler pek çok sektörü etkilediği gibi bankacılık ve finans sektörlerini de etkiledi. Bu durum, aracıların varlığını ve aracılara olan ihtiyacı tartışmaya açtı. Bunun sebeplerine bakacak olursak; aracılık faaliyetlerinin maliyetleri öncelikli sebeplerdendir. Bu maliyetler, yapılan işleme göre oldukça yüksek olabilmektedir. Diğer bir sebep ise finansal işlemlerdeki güvenlik riskleridir. İnternet ortamında yapılan işlemler ve sanal sunucularda depolanan, müşterilere ait bilgilerin hacklenme (çalınma) ihtimali güven sorununu beraberinde getirmektedir.

Toplumda, finansal sistemin temel aktörlerinden olan bizler (alıcı ve satıcılar) için finansal aracılara ilişkin güvenin sarsıldığı en önemli olaylardan birisinin 2008 küresel finans krizi olduğunu söylesek yanılmayız sanırım. Bu krizde pek çok finans kuruluşunun iflas etmesi ve ekonomik etkilerinin tüm dünyaya yayılması bireylerin finansal sisteme olan güvenini büyük ölçüde sarstı. Krizin yaşandığı dönem olan Ekim 2008’de Satoshi Nakamoto takma adlı şahıs veya grup tarafından ‘’Bitcoin: A Peer-to-Peer Electronic Cash System’’ başlıklı bir makale yayınlandı. Bu makaleyi önemli kılan nokta ise günümüzde merkezi, güvenilir bir otoriteye dayalı sistemin yerine, “Blockchain” adında herhangi bir merkezi otoriteye dayalı olmayan, tamamen eşler arası (peer to peer) bir sistemin ortaya atılmış olmasıdır.

Blockchain Teknolojisi

Blockchain ilk olarak yukarıda bahsettiğimiz makalede Bitcoin’in tanımına uygun olarak çalışması için gerekli olan bir teknoloji olarak karşımıza çıkmıştır. Ancak artık biliyoruz ki Blockchain’e ait kavramsal temeller çok daha öncesinde, 90’lı yıllarda 3 farklı makale ile atılmıştır (Stornetta vd. 1991, Anderson 1996, Kelsey vd. 1998). Satoshi Nakamoto, daha önce oluşturulan belli kavramları birleştirip inovasyon yaparak kendi deyimiyle “Chain of Blocks” yani “Blockchain” teknolojisini hayatımıza katmıştır.

Esas itibarı ile Blockchain, kayıtların dağıtılmış bir veritabanı, tüm yapılan işlemlerin herkese açık bir defteri veya ağa katılan tüm katılımcılar arasında çalıştırılan ve paylaşılan dijital olaylar olarak tanımlanabilir. Herkese açık olan bu defterdeki her işlem, sistem içindeki katılımcıların çoğunluğunun mutabakatı ile onaylanır. Yapılan bir veri girişi bir daha asla değiştirilemez. Blockchain, üzerinde yapılmış olan her işlemin mutlak ve onaylanmış kayıtlarını içerir.

Bir sonraki yazımızda Bitcoin ve diğer kripto para birimlerini ayrıca ele alacağımız için şu an blockchain teknolojisinin temel özelliklerinden ve günümüzdeki ağlardan farklılıklarından bahsederek devam edelim.

  • Eşler Arası Ağ (Peer To Peer Network): Blockchain teknolojisinde ağda bulunan her katılımcının kendine ait senkronize edilmiş bir kopyası bulunur. Böylelikle katılımcılar ağ üzerinde gerçekleşen işlemleri görebilir ve bunu onaylayabilir. Bu durum ağ üzerindeki merkezi otoriteyi ortadan kaldırarak katılımcıları doğrudan birbirine bağlar.
  • Dağıtılmış Defter (Distributed Ledger): Blockchain ağındaki tüm katılımcıların gerçekleştirdiği işlemlerin kayıt edildiği dijital hesap defterleridir. Günümüz bilgi işlem teknolojilerinin büyük çoğunluğu tek bir merkezi ağda çalışmaktadır. Merkezi ağlarda dijital defterlere kaydedilen veriler sunucularda toplanır ve buradan istemcilere dağıtılır. Eşler arası ağda ise katılımcılar hem sunucu hem istemcidir. Gerçekleşen tüm işlemler katılımcılara ait senkronize edilmiş defterlere eş zamanlı olarak işlendiğinden merkezi sunucu kaynaklı güvenlik açıkları sıfıra inmektedir.
  • Mutabakat Mekanizması (Consensus Mechanism): Eşler arası ağda bulunan bir katılımcı kişisel dijital hesap defterine veri girişi yapmak istediğinde, bu işlem bilinen algoritmalar kullanılarak kodlanır ve ağdaki tüm kullanıcılar bilgilendirilir. İşlem, kullanıcılar arasında mutabakat sağlanıp doğrulandığında veri kalıcı kayıtlara eklenir. Ağda bulunan tüm katılımcılar aynı kayıtlı verilerle çalıştığı için kaydı yapılan işleme itiraz edilemez ve değiştirilemez.
  • Kriptografi (Cryptography): İnternet üzerinde gerçekleştirilen kullanıcı kimliği veya belgelerin bütünlük doğrulamaları gibi işlemlerde dijital imza kullanılmaktadır. Dijital imzalar kullanıcıların özel anahtarlarıyla (Private Key) oluşturulur ve alıcılar kullanıcılara ait genel anahtarları (Public Key) kullanarak bu imzaları kontrol edebilirler. Blockchain teknolojisinde bir işlemin imzası doğrulandıktan sonra özel ve genel anahtarlar kriptografik olarak ‘’hash’’ adı verilen şifreleme yöntemiyle matematiksel algoritma aracılığıyla bağlanarak benzersiz bir dijital imza oluşturulur. Ardından bu işlemler blok haline getirilir. Oluşturulan her blok ağa daha önce dâhil olmuş bloklara ait kayıtları bozmadan zincire eklenir ve ağdaki tüm kullanıcıların dijital hesap defterlerine kaydedilir.

Blockchain ağında oluşturulan her bir veri bloğu kendinden önceki bloğun hash’ine bağlanır ve ilk bloktan son bloğa kadar uzanan bir zincir oluşturur. Zincire kaydedilen veri dışarıdan müdahale edilerek değiştirilmeye çalışıldığında; verinin kayıtlı olduğu blok, zincirde bulunan tüm bloklarla bağlantılı olması sebebiyle yapılmaya çalışılan müdahale her biri üzerinde değişikliği tetikleyecektir. Bu durum ağ üzerinde gerçekleştirilmeye çalışılan işlemin tespitini kolaylaştıracaktır. Ayrıca blok zincirine müdahale ile yeni blok eklenmek istenilirse tüm bloklara ait düğümlerin çözümlenerek ağın geride bırakılması gerekmektedir. Bu da Blockchain ağına dışarıdan gerçekleştirilebilecek olası müdahaleleri epey zorlu ve maliyetli bir hale getirmektedir.

Blockchain Teknolojisi ve Uygulama Alanları

Aslında dijital dünyadaki hayatlarımızı, djital varlıklarımızın güvenliği ve gizliliği için üçüncü şahıslara güvenerek esasında pek de güvenilir olmayan bir şekilde yaşamaktayız. Çünkü bu üçüncü kaynaklar saldırıya uğrayabilir veya manipüle edilebilir. Blockchain teknolojisinin kullanışlı olduğu nokta tam burada başlamaktadır. Geçmişte ve yaşadığımız zamanda internet üzerinden yapılan ve dijital varlık içeren her bir işlemin gelecekte herhangi bir zaman içinde, doğruluğunu onaylayabilmesine olanak tanıyan “Dağınık Mutabakat” yapısıyla dijital dünya için bir devrim olma potansiyeline sahiptir. Üstelik bunu, işlem içindeki varlıkların ve tarafların gizliliğinden ödün vermeden yapar. “Dağınık Mutabakat” ve “Kimliksizlik” Blockchain teknolojisinin iki önemli karakteristik özelliğidir. Blockchain, dijital ticaret işlemlerimizi yönetmek için sürekli artan internet kullanımı olan ve hayatımızdaki olayları veya kişisel verilerimizi paylaştığımız dijital ekonominin gelişimi noktasında bir lokomotif olma potansiyeline sahiptir.

Günümüzde Blockchain teknolojisi büyük ölçüde Bitcoin transferini sağlayan bir platform olarak kullanılsa da genel/izinsiz (public/permissionless) ya da özel/izinli (private/permissioned) kullanıma uygun olarak tasarlanabilen bir yapıdadır. Genel/izinsiz kullanıma en önemli örnek bitcoin ve altcoinlerin işlem gördüğü ağdır. Bu ağda isteyen herkes ağa özgürce ulaşabilir, işlem akışlarını takip edebilir ve kendisi için işlem yapabilir. Bu nedenle genel kullanım tipinin en önemli avantajı blok zincirinde herhangi bir merkezi otorite olmamasından dolayı ağda yapılan işlemlere müdahale edilemeyecek olmasıdır. Özel/izinli kullanımda ise blockchain ağı tek bir kuruluş tarafından kontrol edilir ve yalnızca sisteme girmesi için izin verilen kişi ya da kuruluşlar ağa erişebilir. Bu ağ tipi özellikle bankalar ve çeşitli sektörlerde faaliyette bulunan şirketlerin yanı sıra devletlerin de araştırma alanına girmiştir ve hâlihazırda özel/izinli ağın nasıl kullanılacağına dair pek çok çalışma halen yürütülmektedir.

Blockchainn teknolojisinin kendisi, tartışmasız ve kusursuz olarak yıllardan beri çalışmakta ve dünyadaki finansal olan ve olmayan uygulamara başarılı bir şekilde entegre edilmiştir. Geçtiğimiz yıllarda Silikon Vadisi kapitalistlerinin duayeni olarak görülen Marc Andreessen, Blockchain’in dağınık mutabakat modelini İnternet’ten beri yapılan en önemli buluş olarak listelemiştir. BNP Pariba şirketinde güvenlik servislerinin başında sorumlu olarak bulunan Johann Palychata ise Quintessence dergisinde yazdığı yazıda, dijital paralara olanak sağlayan yazılımın yani blok zinciri teknolojisinin, buhar makinesi ve içten yanmalı motorlar gibi finans dünyasını ve daha ötesini dönüştürebilecek potansiyele sahip bir buluş olarak düşünülmesi gerektiğini söylemiştir.

2022 e-Fatura, e-Arşiv ve e-İrsaliye Geçiş Zorunluluğu

Günümüzde online alışverişin artmasıyla sıklıkla kullanılan elektronik belgeler, devlet uygulamalarıyla da destekleniyor. Elektronik belge kullanımının yaygınlaşması amacıyla Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB), yayınladığı 509 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) tebliğ taslağına göre e-Fatura, e-Arşiv ve e-İrsaliye öncelikli olmak üzere bazı e-Belgelere zorunlu geçişlerde sektörlere ve ciroya göre yeni tarihler belirledi.

Peki yayınlanan yeni şartlara göre hangi ciro seviyesinde işletmelerin hangi e-Belgelere geçiş yapması zorunlu olacak? 2022 e-Fatura geçiş zorunluluğu şartları nelerdir? E-ticaret yapanlara e-Fatura zorunluluğu var mı? Tüm detaylar yazımızda…

e-Belge (e-Fatura, e-Arşiv, e-İrsaliye) Geçiş Zorunluluğu Kapsamı

Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB), daha çevreci, ekonomik ve kullanımı kolay olan elektronik belge kullanımını yaygınlaştırmayı hedeflemiş ve bu kapsamda Resmi Gazete’de yayınlanan 509 No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile önemli değişiklikler yapmıştır. Saniyeler içerisinde e-Fatura düzenleyebileceğiniz muhasebe programları ile bu işlemler daha da kolaylaşmaktadır.

GİB tarafından yapılan değişiklikler sonucunda e-Belge uygulamalarına zorunlu geçiş için aranan şartlar şu şekilde:

  • 2021 yılı brüt satış hasılatı 4 milyon TL, 2022 ve sonrasındaki yıllarda satış hasılatı 3 milyon TL ve üzeri olan mükelleflerin elektronik faturaya geçişi zorunlu hale getirildi. Yeni tebliğ yayınlanmadan önce aranan satış hasılat sınırı 5 milyon TL idi.
  • Mevcut sistemde; gün içinde vergi mükelleflerine kesilen faturaların toplam tutarının vergi dahil 5 bin TL’yi; vergi mükellefi olmayanlara kesilen faturaların toplam tutarının ise 30 bin TL’yi geçmesi halinde e-arşiv fatura kesilmesi şartı bulunuyor.
  • Ancak yeni tebliğ taslağı, aynı gün içinde vergi mükellefi olmayanlara düzenlenen toplam fatura tutarını 10 bin TL’ye indiriyor. Vergi mükellefi olanlara kesilen faturanın toplam tutarı ise GİB’in belirlediği fatura kesme sınırı olan 1500 TL’ye eşitleniyor. Bu sınırın 2021 için 1500 TL olduğunu ve her yıl güncelleneceğini; dolayısıyla 2022’de farklı bir rakamla karşı karşıya kalabileceğimizi de hatırlatalım.
  • Kültür ve Turizm Bakanlığından veya belediyelerden yatırım ya da işletme belgesi alan ve konaklama hizmeti veren oteller için, e-Fatura kullanımı zorunlu hale getirildi.
  • Eski tebliğe göre irsaliye belgesi olarak e-Arşiv faturanın kağıt çıktısı ve ÖKC fatura bilgi fişi gibi belgeler kullanılabiliyordu. Yayınlanan yeni tebliğe göre sevk irsaliye ile de sevk yapılabilmesi için Gelir İdaresi Başkanlığı standartlarına uygun ve özel bir kod içeren bir belge olması zorunlu hale getirildi.
  • 509 numaralı Vergi Usulü Kanunu tebliği yayınlanmadan önce e-İrsaliye uygulamasına geçiş yapabilmek için 25 milyon TL sınırı vardı. Yayınlanan yeni tebliğ ile beraber 2021 yılı cirosu 10 milyon TL ve üzeri olan firmalar için e-İrsaliye uygulamasına geçiş zorunlu oldu.
  • Demir, çelik veya çelik eşyaların ihracat, imalat veya ithalatını yapan firmalar için e-Fatura kullanıcısı olma şartı aranmaksızın e-İrsaliye uygulamasına geçiş şartı getirildi.
  • Önceden döviz alım satım işlemleri için ‘e-Döviz alım satım belgesi’ isminde bir belge kullanılırdı. Bu belgenin adı yayımlanan tebliğ ile beraber ‘e-Döviz ve değerli maden alım satım belgesi olarak değiştirildi. Elektronik ortamda yapılan maden alım satım işlemlerinde bu belgenin kullanılması zorunlu hale getirildi.
e-Ticaret Yapanlara e-Fatura Zorunluluğu

509 Sıra numaralı VUK Genel Tebliği’nde yapılan değişikliğe göre;

  • Gerek kendi siteleri gerekse de platformlar üzerinden e-Ticaret faaliyetinde bulunan mükelleflerden, 2020 ve 2021 hesap dönemleri için 1 Milyon TL, 2022 veya müteakip hesap dönemleri için 500 Bin TL ve üzeri brüt satış hasılatı (veya satışları ile gayrisafi iş hasılatı) olanlara, e-Fatura uygulamasına geçme zorunluluğu getirildi.
e-Belge Kapsamı Genişliyor

Yapılan bu değişiklikler neredeyse tüm sektörleri ve işletmeleri etkiliyor. Görünen o ki e-belge kullanım alanı genişletilerek ve ciro limitleri düşürülerek her sektörden her ölçekte şirket için e-dönüşüm destekleniyor.

Yapılan değişikliklerle birlikte e-Fatura, e-Arşiv ve e-İrsaliye uygulamalarına geçişlerde yoğunluk yaşanmakta. Siz de e-Dönüşümünüzü erkenden gerçekleştirip sisteme bir an önce dahil olun. Teknoliva işbirliği ile Mikro Yazılım Muhasebe Ürünlerini kullanmaya başlayın, size özel avantajlardan ve indirimlerden yararlanın!

MUHASEBE PROGRAMI ALANA MİKRO E-TİCARET YÖNETİMİ İLK 3 AY ÜCRETSİZ!

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER YAZILAR: E-DÖNÜŞÜM REHBERİ

Türkiye’de Asgari Ücret

2021’in son günlerinde çokça konuşulan bir konu oldu asgari ücret. İşçi, işveren herkes merakla asgari ücrete ne kadar zam açıklanacağını bekledikçe asgari ücret komisyonundan karar çıkması erteleniyor. Herkes üzerinde konuşuyorken biz de asgari ücretin ne demek olduğunu tam olarak anlamak adına bir blog yazısı planladık. Asgari ücret nedir? Asgari ücret nasıl hesaplanır? Asgari ücret kesintileri nelerdir? Brüt ve net asgari ücret nedir? Yazımızın sonlarına doğru bugün itibariyle belirlenen 2022 asgari ücret fiyatını da sizlerle paylaştık…

Asgari Ücret Nedir?

Türkiye’de bir işçinin kanunen 30 gün üzerinden alması gereken minimum brüt ücrete Asgari Ücret denilmektedir. Asgari ücretin günlük olarak belirlenmesi esastır ve günlük hesap üzerinden de aylık ve saatlik ücreti hesaplanır.

Haftada 1 gün izin yapıldığı varsayılarak ve haftalık standart çalışma saatinin 45 olduğu göz önüne alınarak, günlük çalışma saati 7 saat 30 dakikadır. Haftalık 45 saati aşan çalışmalar İş Kanunu’nca fazla çalışma olarak nitelendirilir. Her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret, normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde elli artırılması ile hesaplanır.

Yarı zamanlı (Part-Time) çalışma, haftalık 30 saate kadar olan çalışmadır ve 30 saat üzeri 45 saate kadar olan çalışmalar tam zamanlı çalışma olarak adlandırılır.

Yasal olarak kullandırılması zorunlu en az bir gün haftalık izin, sanki işçi o gün çalışmış gibi ücretlendirilir.

Devlete verilen vergiler kesilerek ve AGİ (Asgari Geçim İndirimi) eklenerek işçiye net asgari ücret ödenir.

Asgari Ücretin Tarihçesi

1936 tarihli İş Kanunu ile mevzuata giren asgari ücret uygulamaya ancak 1951’de geçilebilmiştir. 1951’den 1967’ye kadar geçen sürede asgari ücret mahalli komisyonlar tarafından belirleniyordu. Günümüze kadar birkaç değişiklikle gelen asgari ücret tespit komisyonu uygulaması 1967’den sonra aktif olmaya başlamıştır.

Asgari Ücret Nasıl Hesaplanır?

Saatlik çalışma ücreti ile çalışanın aylık çalışma saati çarpılarak hesaplanan brüt asgari ücret üzerinden işverenin ve işçinin ödemek zorunda olduğu bazı kesintiler vardır. Asgari ücret bu kesintilerden sonra çalışana net olarak ödenir. Asgari ücrete yapılan kesintiler şu şekildedir;

İşçiden Yapılacak Kesintiler:

  1. SSK Primi İşçi Payı (%14)
  2. İşsizlik Sigortası İşçi Payı (%1)
  3. Gelir Vergisi Matrahı
  4. Gelir Vergisi (%15)
  5. Damga Vergisi (%0.7)

İşverenden Yapılacak Kesintiler:

  1. İşveren işsizlik Sigortası (%2)
  2. İşveren SSK Payı (%15,5)

Emekli olmayan bir işçinin brüt minimum ücretinden %14 Sosyal güvenlik primi işçi payı ve %1 işsizlik sigortası primi işçi payı kesilir. Bu vergi kesintileri sonrasında kalan tutar gelir vergisi matrahını oluşturur. Gelir vergisi matrahı üzerinden ise %15 oranında gelir vergisi uygulanır. Damga vergisi ise %07,59 oranındadır ve brüt ücret üzerinden hesaplanır. Tüm kesintiler sonrası oluşan tutarın üzerine çalışanın medeni duruma ve çocuk sayısına göre değişiklik gösteren asgari geçim indirimi (AGİ) uygulanır ve bu, işçiye işveren tarafından devlet adına ödenir. Tüm işlemlerin sonucunda işçinin eline geçen tutar net asgari ücrettir.

Yıllara Göre Asgari Ücret

Alttaki tabloda standart 45 saat çalışan bekar bir çalışanın ay sonunda alması gereken asgari ücretin vergi öncesi (brüt) ve vergi sonrası (net) tutarları verilmiştir. Son sütunda yer alan Brüt(USD) tutarları o yılın başındaki ABD Doları kurundan hesaplanan asgari ücret tutarlarıdır.

Yıl Brüt(TL) Net(TL) Brüt(USD)
2022 5.004,00 4.253,40 322,85
2021 3.577,50 2.825,90 481,80
2020 2.943,00 2.324,70 495,00
2019 2.558,00 2.020,59 485,90
2018 2.029,50 1.603,00 532,10
2017 1.777,00 1.404,00 502,80
2016 1.647,00 1.300,99 565,90

 

2022 Asgari Ücret

16 Aralık 2021 tarihinde yapılan açıklamaya göre asgari ücret %50 seviyesinde artırılarak 4.250 TL oldu. En alt rakamı 4.250 TL olarak belirlenen asgari ücret çalışanın evli olmasına ve çocuk sayısına göre yükselmektedir.

Ayrıca yapılan bu %50 artışı işverenin yükünü azaltmak için asgari ücretten gelir vergisi ve damga vergisi kaldırıldı.

Bulut Sunucu (Cloud Server)

Teknolojik gelişmelerle birlikte kullanımı oldukça yaygınlaşan Bulut Sunucu hizmeti, verilerimize zaman ve mekana bağlı kalmadan ulaşmamızı sağlıyor. Son zamanların popüler hosting çözümlerinden biri olan Cloud Server yani Bulut Sunucuları daha detaylı görelim.

Sunucu Nedir?

Sunucu; verilerin, bilgisayar ağları üzerinden kullanıcıların erişimine açık olarak barındırıldıkları bilgisayar sistemlerine verilen isimdir. Daha basit bir ifadeyle sunucu, kullanıcının verilere online olarak ulaşabilmesini sağlayan, bu verileri onların kullanımına sunan sistemlerdir.

Sunucu denilince genellikle akla ilk olarak bir donanım bileşeni gelir ama bir sunucu sadece fiziksel bir cihazdan oluşmaz. Bu cihazlar, bir sunucu olarak çalışabilmeleri için özel yazılımlara ihtiyaç duyarlar. Bu yazılımlar da sunucu cihazlarının içerdikleri verileri, kullanım amacına en uygun şekilde sunabilmelerini sağlar.

Bir sunucunun en önemli özelliği veri akışını güvenli, kesintisiz ve istikrarlı bir performans ile sağlayabilmesidir. Bu yüzden her sunucu donanımsal olarak gelişmiş özelliklere sahiptir ve çoğu zaman ek donanımlar ile güçlendirilir.

Bulut Sunucu Nedir?

Cloud Server yani bulut sunucu, kullanıcının kendi sunucusuna istediği her noktadan her an ulaşabilmesini sağlayan bir web barındırma türüdür. Kiralanan ya da satın alınan servisler çerçevesinde sunulan bulut sunucu, özellikle zaman ve mekan açısından yüksek oranda esneklik yaratır. Web sitelerinin kesintisiz çalışma süresini en üst düzeye çıkarmak için, birden fazla sunucudan oluşan ve bulut olarak adlandırılan bir sunucu kümesinde barındırılması şeklinde de tanımlanabilir.

İş türünün çevrimiçi platformlara doğru kaymasıyla birlikte çok daha fazla önem kazanmaya başlayan bulut sunucusu, aynı zamanda performans konusunda da şirketlerin ihtiyaçlarını karşılar. İstenildiği an kapasite oranını arttırmayı ya da azaltmayı sağlayan hizmet, böylelikle gerekli görüldüğü takdirde geniş bir hale gelebilir. Özellikle yoğun trafiğin gerçekleştiği anlarda sunulan hizmetlerin akışının sürdürülmesi için sunucunun kapasitesi hızlıca arttırılmalıdır. Böylelikle şirketin herhangi bir kesinti olmaksızın işleyişine devam etmesi sağlanır.

Temel Özellikleri
  • Fiziksel, sanal veya kullanıma bağlı olarak her ikisinin karışımı olabilen bilişim altyapısı
  • Şirket içi bir sunucunun tüm yeteneklerine sahiptir
  • Kullanıcıların yoğun iş yüklerini işlemelerine ve büyük hacimlerdeki bilgileri depolamalarına olanak sağlar
  • Otomatikleştirilmiş hizmetlere API aracılığıyla talebe dayalı olarak erişilir
  • Kullanıcılara aylık ya da kullanılan kadar ödeme seçeneği sunar
  • Kullanıcılar, ihtiyaçlarına göre ölçekleyebilecekleri, paylaşılan bir barındırma planı seçebilirler
Bulut Sunucunun Avantajları

Geleneksel sunucu sistemlerinde tek bir fiziksel sunucu varken bulut sunucuda çok sayıda sunucunun birleşmesiyle oluşan bir sistem mevcuttur.

  1. Güvenlik: Bir web sitesinin içeriği birden fazla sunucuya dağıtılabilir. Böylelikle ağdaki sunuculardan birinin donanım arızası gibi bir sebeple görevini yerine getirememesi durumunda, sistemdeki diğer sunucular sayesinde web sitesi yayınlanmaya devam edecektir.
  2. Uygun Maliyet: Bulut sunucular sayesinde firmalar yalnızca gereksinim duydukları teknolojilere ödeme yapar ve sunucu donanım bakımı, değişikliği gibi harcamalardan kurtulurlar.
  3. Ölçeklenebilirlik: Kullanıcılar, değişen ihtiyaçlarını karşılamak üzere anlık ve sanal olarak kaynak artırımı yapabilirler. Gereksinimleri sürekli değişen kuruluşlar için bu durum özellikle avantajlıdır.
  4. Hız: Bulut sunucularda depolanan web siteleri hızlı yükleme sürelerine sahiptirler. Arıza, bakım, donanım iyileştirme gibi nedenlerle web siteleri kesintiye uğramaz.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER YAZILAR: NESNELERİN İNTERNETİ (IoT)

Demo Talep Et !
1
Demo Talep Et !
Emirhan KORLAR
Merhaba !
Bilgi almak istiyorum.
Hemen Ara!